arşiv

‘Sağlık’ kategorisi için arşiv

9 Mayıs Ankaragücü-Fenerbahçe İlk 11′i

Pazar, 09 May 2010

9 Mayıs Ankaragücü-Fenerbahçe İlk 11′i

ANKARAGÜCÜ: Serkan, Geremi, Rajnoch, Broggi, Sapara, Hürriyet, Muhammet Hanefi, Rothen, Mehmet Çakır, İlhan, Vassell

FENERBAHÇE: Volkan Demirel, Gökhan Gönül, Lugano, Bilica, Vederson, Mehmet Topuz, Selçuk, Emre, Özer, Alex, Güiza

Türkiye’de yılda 2 bin 400 çocuk kanser oluyor

Salı, 06 Nis 2010

Çocuk Kanserleri Sevgi ve Dayanışma Derneği’nden alınan bilgiye göre, çocukluk çağı kanserlerinin görülme sıklığı bir milyon çocukta 120 oranında gerçekleşiyor. Türkiye’de her yıl 2 bin 400 yeni çocuk kanseri olgusu beklenirken, kanser tanı ve tedavisinde, özellikle ilaç tedavisinde (kemoterapi) kaydedilen önemli gelişmelere paralel olarak çocukluk çağı kanserlerinde sağ kalım önemli ölçüde artıyor.

Çocukluk çağı kanserlerinin yüzde 60-70′i günümüzde tamamen şifaya kavuşurken, erken tanı konan, erken evrede yakalanan hastalarda kurtulma şansı yüzde 80-90 olarak görülüyor. Çocuklarda en yaygın görülen kanser türü lösemi olarak dikkat çekerken, bu hastalığı sırasıyla beyin tümörleri, lenfomalar (Lenf bezesinden kaynaklanan kanserler), nöroblastomlar (İlkel sinir hücrelerinden köken alan kanserler), Wilms tümörü (Çocukluk çağında en sık rastlanan böbrek tümörü), kemik kanserleri (Osteosarkom, Ewing sarkom), Retinoblastom (Göz tümörü), Germ hücreli tümörler, Karaciğer kanserleri ve diğer kanserler izliyor.

Bu kanserlerin sebepleri tam olarak bilinemezken, bazı kimyevi madde ve virüs tipi ajanların normal hücrelerin genetik yapısını değiştirerek bazı kanserleri başlattığı biliniyor. Herkeste hücreleri kanserleşmeye uyaran genler olan onkojenler bulunduğu ancak onları nelerin uyardığı tespit edilemiyor.

Uzmanlar, çocukların kanser tedavisinde tedavi göreceği yeri dikkatle seçmek gerektiğini vurgulayarak tedavi sürecinde dikkat edilmesi gereken hususları şu şekilde sıraladı:

“Çocuğunuzun doktorunun yardımıyla, çocuk kanserleri tedavisindeki en son gelişmeleri uygulayabilen personelin bulunduğu bir merkez arayın. Hem merkez, hem personeli bütün ailenin ihtiyacı olan manevi desteği verebilmesi gerekir. En iyi tedaviyi verebilmek için, çocuk kanserinde uzman bir ekip gerekmektedir. Tedavi karmaşıktır ve genelde ameliyat, kemoterapi, ve ışın tedavinin bileşimidir. Kanser ve kanser tedavisi sırasında hastanın infeksiyon (iltihabi hastalıklar) riski yüksektir. Sağlıklı bir kişide önemli bir hastalık oluşturmayan bir mikroorganizma (mikrop), kanserli çocukta çok ağır ateşli hastalığa neden olabilir. Temizlik kurallarına uyarak bu riski azaltabilirsiniz. Yemek öncesi ve yemek sonrasında, tuvalet ihtiyacı sonrasında ve çocuğa yapılacak her müdahaleden sonra eller mutlaka en az 30 saniye su ve sabunla yıkanmalıdır. Sıvı sabun ve kullanılıp atılan kağıt havlu kullanılmalıdır. Vücut temizliği çok önemlidir. Çocuğun sabah kalkınca eli, yüzü yıkanmalıdır. Bu işlem hasta kalkabiliyorsa lavabo başında, değilse temiz sabunlu bir bez ile yapılabilir. Hasta sık çamaşır değiştirmeli, sık banyo yapmalıdır. Kemoterapi (ilaç tedavisi) sırasında banyo yapmanın bir sakıncası yoktur. Radyoterapi (ışın tedavisi) sırasında ise ışın gören sahanın yıkanmaması istenir. Bu konuda doktorun önerisine uyulmalıdır. Dişler her öğün sonrasında (günde 3 kez) yumuşak kıllı bir fırça ile fırçalanmalıdır. Tedavi sırasında ağızda yara (mukozit), dişetlerinde kanama olabilir, bu durumda diş fırçalama çok ağrılı olabilir, o nedenle temiz bir süngerli çubuk ile dişler temizlenebilir. Ayrıca günde 3 kere yemekten sonra ağız gargarası yapılmalıdır. Bu işlem, hazır satılan gargaralarla (klorheksidinli gargara gibi) yapılabileceği gibi, bikarbonatlı (kaynatılmış ılıtılmış 1 bardak suya 1 kaşık karbonat koyarak) gargara ile de yapılabilir. Mukozit varsa, mikostatin içeren suspansiyon günde 3 kere 1 damlalık dolusu ağız içine damlatılır. Tedavi sırasında birkaç durum dışında, hasta her istediğini yiyip içebilir. Yiyecek ve içeceklerin temizliği çok önemlidir. Kabuklu meyveler iyice yıkanıp, kabukları soyulmalıdır. Açıkta satılan yiyecekler (tezgahta satılan simit, tatlı gibi) verilmemelidir. Ambalajlı gıdalar (ambalaj içinde bisküvi gibi), pişmiş gıdalar verilir. Kortikosteroidler (dekort prednol gibi) tedavide kullanıldığında tuz kısıtlaması yapılmalıdır. Kemoterapi verilirken ve sonrasında bulantı, kusma varsa ağır gıdalardan (yağlı, baharatlı) kaçınılmalıdır. Kemoterapi verilirken naneli şeker, sakız çiğnenerek ağızdaki metalik tat giderilebilir. Kanserli hasta kimseye hastalığını bulaştırmaz. Ancak etrafındaki enfeksiyonlu (iltihabi hastalık, grip, nezle, boğaz hastalığı gibi) hastadan kanserli hastaya çok kolay enfeksiyon bulaşabilir ve onda ateşli ağır hastalık oluşturabilir. O nedenle öksüren, aksıran, ateşli hastalardan uzak kalması gereklidir.”

Kanser tedavisi süresince çocuğun psikolojik olarak da hazırlanması gerektiğini vurgu yapan uzmanlar önerilerini şu şekilde sürdürdü:

“Çocuğuzla açık konuşun. Destek olun. Herkesin onu iyileşmesi için çalıştığına inandırın. Doktorun ve hemşirelerin çocuğunuzun sağlığı ile ilgili sorularına cevap vermeye yardımcı olmalarını sağlayın. Aile içinde de sağlıklı ilişkilerin devam ettirilmesi de aynı şekilde önemlidir. Hasta çocuğunuzun oluşturduğu ek stres yüzünden bu çok kolay olmayabilir. Çocuğunuzla ilgili bir başka durum okula devamıdır. Okul personeli, çocuğunuzun kanseri ve hem çocuk için, hem okul için ortaya çıkabilecek belirli durumlar hakkında bilgilendirilmelidir. Bütün ailenin normal yaşama dönmesi önemlidir. Çocuklar dayanıklı ve esnek olurlar ve kanser teşhisinden önceki hallerine göre davranılmasını isterler ve hayatlarının tamamiyle hastalıkları üzerinde odaklanmış olmasını istemezler. Kanserli bir çocuğu düşünmek çok üzücüdür. Bazı ebeveynler kaçmak, bazıları teşhisi bilmemek ister. Ancak genelde acıyı kabul edip spesifik hastalığın gerçeklerine bakabilen ebeveynler, gelecekteki problem ve endişelerle daha iyi baş edebilmektedirler. Şaşkınlık, inkar, kızgınlık, suçluluk, üzüntü ve umut gibi şaşırtıcı hislerle karşı karşıya kalınabilir. Bu hislerin bazılarıyla veya tümüyle, ayrı zamanlarda ve değişik derecede karşılaşabilirsiniz. Ancak kanser ekibinden alacağınız asıl mesaj bu tecrübede yalnız olmayışınızdır.”

,

Şaşılık nedir Şaşılık Nasıl tedavi edilir

Pazartesi, 05 Nis 2010

Şaşılık ya da gözkayması gözlerin görme akslarının paralelliğini kaybederek farklı yönlere bakmasıdır.

Şaşılık sık görülür, yaklaşık çocukların %4′ünü etkiler ancak erişkinlerde de gelişebilir. Şaşılık varlığında bir göz ile düz ve istenen yere bakılırken diğer göz içe, dışa, yukarı veya aşağı doğru kayabilir. Gözler değişerek kayabileceği gibi devamlı olarak aynı gözde kayabilir. Her iki gözle istenen noktaya bakılırken beynin görme merkezinde bu iki görüntü birleştirilerek tek olarak ve üç boyutlu olarak algılanır. Gözde kayma olduğunda ise beyinde iki farklı görüntü ortaya çıkacağından, beyin kayan gözden gelen görüntüyü baskılayacaktır bu da derinlik hissinde ve her iki gözle sağlanan görüşte azalmaya sebep olacaktır. Erişkinlerde ise kayan gözden gelen görüntünün baskılanması artık yapılamadığından çift görme şikayeti ortaya çıkar.

Hayatın ilk birkaç ayında görme gelişiminin hızlı bir şekilde devam ettiği dönemde gözlerin arayıcı hareketleri, kısa süreli yani birkaç dakikalık içe veya dışa olan kaymalar normal kabul edilmesine karşın etraftaki objelere odaklanmanın yapılabildiği 4. aydan itibaren olan kaymalar mutlaka uzman bir göz hekimine danışılmalıdır. Ayrıca katarakt, göz tümörleri veya nörolojik hastalıklarda şaşılık ile kendini gösterebileceğinden mutlaka uzman bir göz hekimine danışılmalıdır.

Şaşılığın tam olarak nedeni bilinmemektedir. Fonksiyonel, nörolojik veya kaslardaki yapısal bozukluklar ve dengesizlik kaymaya neden olur. Gözü hareket ettiren kaslardaki dengesizlikler, bu kasları kontrol eden beyin merkezlerinin etkilendiği serebral palzi, Down sendromu, hidrosefali gibi hastalıklar ya da gözü etkileyen katarakt, glokom veya travma gibi durumlar gözlerin paralelliğini bozarak kaymaya neden olabilir. Kaymanın ilk belirtisi gözlerin aynı noktaya odaklanmamasıdır ancak güneşte bir gözünü kapama, kafasını eğerek veya döndürerek bakma gibi bulgularda kaymanın sonucu olabilir. Erişkin dönemde ortaya çıkan kaymalarda ise en önemli şikayet çift görmedir. Bebeklik dönemi veya okul öncesi dönemde her çocuk muhtemel göz problemleri (şaşılık, göz tembelliği, kırma kusurları veya katarakt, göz içi tümörler gibi) için muayene olmalıdır. Halk arasında yanlış inanış olarak bebeklikte olan kaymanın büyümekle zamanla düzeleceği düşünülmektedir, ancak bu hatalıdır şaşılık hiçbir zaman büyümekle kendiliğinden düzelmez. Ancak çocuklarda burun kökünün geniş olduğu ve kayma olmadığı halde kayma varmış gibi görünüme yol açan yalancı şaşılık dediğimiz durumlarda zamanla burun kemiğinin gelişmesi ile kayma görünümü düzelmektedir bu da yanlış olarak kaymanın düzeldiğini düşündürmektedir. Böyle durumlarda ayırıcı tanı ve doğru teşhis için mutlaka göz doktoru görmelidir. Ayrıca ailede şaşılık veya göz tembelliği olan kişiler varsa çocuk mutlaka 1-2 yaşında göz doktoruna gösterilmelidir. Bunun dışında her çocukta 3 yaşına dek göz muayenesi yapılmalıdır.

Tedavide amaç görme gelişimini olumsuz etkilenmeden her iki gözün birarada kullanılarak gelişiminin sağlanmasıdır. Detaylı bir göz muayenesinin ardında kaymanın sebebine göre tedavi planlanır. Tedavi için eşlik eden kırma kusuru varsa gözlük verilmesi ile kayma düzeltilebilir. Cerrahi ile gözlerin paralelliğinin sağlanması iki gözün birarada kullanılmasını ve derinlik hissi kazanılmasını sağlayacaktır. Cerrahi girişim lazerle yapılmaz, gözün etrafındaki kasların yerleri değiştirilerek gözün pozisyonu ayarlanır.
- Şaşılık tedavisi ne kadar erken dönemde yapılırsa başarısı o denli yüksek olur. Ancak erişkin dönemde olan şaşılıklarda ya da daha önce tedavi yapılmamış erişkinlerde de cerrahi tedavi ile özellikle çevre görüşte artış sağlanabilir.
- Cerrahi tedavi gözlük veya kapamanın alternatifi değildir cerrahi sonrası da gözlük ve kapama tedavisi devam edebilir.
Türk Oftalmoloji Derneği; 04.10.2009

, , , , , ,

Evde sigara içenler bir daha düşünsün

Cumartesi, 03 Nis 2010

Guardian gazetesinin internet sitesinde çıkan habere göre, “Royal College of Physicians” adlı tıp kurumu tarafından hazırlanan raporda, evde içilen sigara dumanından etkilenen on binlerce çocukta astım hastalığının yanı sıra göğüs enfeksiyonu ve kulakla ilgili sağlık sorunlarının görüldüğü belirtildi.

Rapora göre, evde soludukları sigara dumanı nedeniyle her yıl 3-16 yaş grubundaki 15 bin 400 çocuk astım hastalığı, 2 yaş ve altındaki 20 bin 500 çocuk göğüs enfeksiyonu ve 16 yaş altındaki 121 bin 400 çocuk orta kulak enfeksiyonu gibi sağlık sorunlarıyla karşılaşıyor.

Sigara dumanı solumayla bağlantılı olarak her yıl 16 yaşın altındaki 600 çocukta menenjit hastalığı görülüyor. 7 bin 200 bebekte hırıltılı soluma başlangıcı belirlenirken, her yıl 40 çocuk ani bebek ölümü sendromundan hayatını kaybediyor.

Her yıl bu hastalıklara yakalanan toplam 165 bin çocuktan 9 bin 500′ünün hastanede tedavi altına alındığına ve evde ebeveynlerden bir veya ikisinin sigara içmesi nedeniyle her yıl 16 yaşın altındaki 25 bin çocuğun sigaraya başladığına dikkat çekilen raporda, aile hekimlerinin sigara dumanı solumayla bağlantılı olarak İngiltere’de her yıl 303 bin 900 çocuk hastalığı tespit ettiği kaydedildi.

Erişkinlerin yakınlarında veya yaşadıkları yerlerde sigara içmeleri yüzünden gençlerde ciddi sağlık problemleri ortaya çıktığına işaret edilen raporda, çocukların bir araya geldiği dışarıdaki alanlarda sigara içilmesinin kanunen yasaklanması istendi.

,

Anne karnındaki bebeğin cinsiyeti nasıl anlaşılır

Pazartesi, 29 Mar 2010

Anne karnındaki bebeğin cinsiyeti nasıl anlaşılır.

her çift sabırsızlıkla doğacağı bebeklerin cinsiyeti merak eden.Erkekler özellike oğlan olmasını isterken kadınlar ise kız olmasını tercih ediyor.

, , , , , , , , ,

Hamileliğin 1. ayında anne karnındaki bebek ne durumdadır

Pazartesi, 29 Mar 2010

Hamileliğin son ayında anne karnındaki bebek ne durumdadır

Pazartesi, 29 Mar 2010

Hamileliğin 2. ayında anne karnındaki bebek ne durumdadır

Pazartesi, 29 Mar 2010

Hamileliğin 7. ayında anne karnındaki bebek ne durumdadır

Pazartesi, 29 Mar 2010